5-7 Haziran tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen TMMOB 49. Genel Kurulunda, Endüstriyel Tasarımcılar Odasının kurulmasına yönelik karar önergesi 252 kabul oyuna karşılık 303 oyla reddedildi. İşin asıl çarpıcı yanı şu: Endüstriyel tasarımcıların içinde bulunduğu Mimarlar Odası bu bağımsızlaşmayı kendi genel kurulunda haklı bulup onaylamasına ve TMMOB Genel Kurulu’na olumlu görüş sunmasına rağmen, diğer odaların delegeleri tarafından bu karara blokaj uygulandı. Ortaya çıkan sonuç net; o salonda mesleğimizin onlarca yıllık birikimi değil, mevcut statükoya etkisi oylandı. Halktan ve emekten kopuk bu siyasi konjonktürde, bu riyakarlık ne yazık ki “olağan” kabul ediliyor.
Buna karşın salonda haklı bir hakikat de savunuldu: Endüstriyel tasarımın güçlü dernekleri ile örgütlenmiş, 55 yıldır lisans düzeyinde eğitimi verilen, etik ilkelerini oluşturmuş, kamu yararına çalışan teknik bir meslek olduğu gerçeği haykırıldı. Karşılaşılan mesleki sorunların ancak bağımsız bir oda kurarak çözülebileceği, eğer bir meslek odalaşma iradesi gösteriyorsa bunun kösteklenmek yerine desteklenmesi gerektiği ve Mimarlar Odası Genel Kurulunun bu doğrultudaki olumlu kararına saygı duyulmasının şart olduğu net bir biçimde aktarıldı.
Bugün TMMOB, hakkı yenen emekçinin, mühendisin, mimarın veya tasarımcının ikinci evi olmaktan çıkmıştır. Endüstriyel tasarımı 21. yüzyılın oldukça kritik üretim disiplinlerinden biri olarak okuyamayan, buna rağmen bu meslek grubunun çok düşük bedellerle çalıştırıldığı ortadayken; bu çelişkiyi okumaktan bile aciz, hantal bir kağnıdır. Tasarımcılar şu anda sadece kendi dengelerine etki edecek, kontrol altında tutulması gereken bir “alt küme” olarak görülüyor. Kendi meslektaşlarının ve Mimarlar Odası’nın onayını bile yok sayan bu kibir, emeği değil sadece kendi pozisyonunu korumanın peşinde.
Ama bu ret kararı sadece mevcut ilişkilerin çarpıklığı olarak görülmemelidir, bizim de iğneyi kendimize batırmamız gerekir. Bugün Türkiye ve KKTC çapında tam 32 farklı üniversitede bölümü bulunan ve her yıl binlerce mezunu bu sömürü çarkına fırlatan devasa bir disiplin olmamıza rağmen; bizler TMMOB’nin karşısına 1580 sanal “destek beyanı” ama utanç verici bir rakam olan 156 resmi üyeyle oturduk. Asgari ücrete talim eden emeğimiz ve patronların üstüne çöktüğü haklarımız, ne onların “birlik” yalanlarına alet olacak ne de bizim kendi konforlu örgütsüzlüğümüzün kurbanı olacak.
















